'Rehet ol yani!'

'Rehet ol yani!'

Son dönemde Bingöllü gençlerin ağzında pelesenk olan bir söz: “Rehet ol yani!”

Hayırdır gençler rahat değil miyiz yani; değiliz galiba…

İşte nedenleri:

1) Kaçımız evden ütüsüz gömlekle çıkabiliyoruz, yüzümüzü kırıştırmadan, birilerini kırmadan…

2) Çocuklarımızı aşırı korumacı tavırlarla korkak özgüveni yitik bireyler olarak yetiştirdiğimizin farkında mıyız; hemen yanıbaşımızdaki okullara götürürken dahi ya refakat ediyor ya da servis tutuyoruz.

3) Aynı tastan beş on kişi yemek yerken; şimdi kardeşimizin, arkadaşımızın su içtiği bardaktan su içmeyerek hangi endişemize diz çöküyoruz.

4) Ödenmiş faturanın yüzde bir, binde bir tekrar önümüze gelme ihtimaliyle biriktirdiğimiz faturaların psikolojimize olan faturasını hesaplıyor muyuz?

5) Eskiden Allah’a emanet dediğimiz işyerlerimizi şimdi güvenlik kamerasına emanet diyerek hırsızlığı bitirebildik mi?

6) Herbiri bir hikmete binaen yaratılmış sinekleri, böcekleri ve karıncaları yok ettikte üzerine titrediğimiz sağlığımızı koruyabildik mi?

7) Sağa sola taktığımız alarmlar kaç kez çaldı?

8) Türlü türlü sigorta ve kaskolarla kimlerin kesesini doldurduk; kimler kaç kez yaralarımızı sardı; kimler Rabbimizin kaza ve kaderine rıza duygumuzu köreltiyor?

9) Paralarımız neden bankalarda: hiç mi güvendiğimiz kimse yok, hiç mi güvenli bir yer kalmamış;  bankalara nede çok güveniyoruz. Bankalara yatırmakla faiz çarkının bir elemanı olan paralarımızı türlü endişelerle neden kendimiz işletemiyoruz?

10) En küçük bir hastalık belirtisiyle hastanelere koşan bizler; teşhiste pek mahir, tedavide naçar kalan doktorlarımızın sinirlerini gerdiğimizin farkında mıyız?

11) Şifayı verenin ve ameli kabul edenin Allah olduğunun idrakine tam varamamış kimi doktor ve hocaların kesin ve katı çıkarımlarını el üstünde tutmuyor muyuz?

12) Türlü endişelerle çocuklarımızı neden evlere hapsettik; ölümün sağlam kalelerde dahi gelip bizi bulabileceğini unuttuk mu?

13) Elimize sıkıştırılan listeyle marketin yolunu tutarken ödevimizi tam yerine getirelim diye listeyi kaç defe kontrol ediyoruz. Acaba unutacağımız krema, hayatımızın tadını kaçıracak mı?

14) Ya önemli bir misafir gelecek diye yaptıklarımız; eksik kalır, bunu yemeyebilir, bunu beğenmeyebilir diye yaptığımız israflar… !

15) İstemeye istemeye gittiğimiz ortamlar, yediğimiz yemekler, içtiğimiz çaylar ve kafamızı şişiren adamlar; hayır demeyi öğreninceye kadar bizleri rahatsız etmeye devam mı edecek?

Evet, Rahat Değiliz!

Hayatın her alanında mutlu olmak isteyen bizler, yersiz endişeleri hayatımızdan çıkarmayı bilmeliyiz. Her içimize düşen endişeye karşı hemen bir tedbir geliştirerek tevekkül anlayışımızı zedelememeliyiz

Aynı zamanda gücümüz nispetinde sebepler dünyasının ilkelerine riayet ederek mesuliyetten de kaçmamalıyız.

Ezcümle tedbir mi? tevekkül mü? Tercihinde tevekkül tercihini daha fazla ŞIK’layarak, Rabbimizin sonsuz kudretine sığınıp hem yükümüzü hafifletelim.

Hem de Rabbimizle olan bağımızı kuvvetlendirelim.

Selametle...

foto
Yazar: Nebi Bozaba
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal