Advert

DAVA ERLERİNİN SORUMLULUKLARI

                                                                  

Bismillahirrahmanirrahim

“Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tensurûllâhe yansurkum ve yusebbit akdâmekum.”

“Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah’ta size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam kılar.” (Muhammed suresi 7. Ayet)

 

“Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik muhakkak ki onu Allah korkusundan baş eğerek parça parça olmuş görürdün. Bu örnekleri düşünsünler diye insanlara veriyoruz.” (Haşr suresi 21. Ayet)

Dava erleri dağdan daha güçlüdür! Talip olunan değer ne kadar yüce ise tabi olacağın imtihan da o kadar büyüktür. Baki âlemin ebedi cenneti arzulayanlar dünyanın fani cehennemine sabretmelidirler.

 

Dava erinin en büyük sorumluluğu, davasını iyice tanıması ve yaşamasıdır. Davasını tanımayan yaşayamaz ve davasını yaşatamaz.

Dava adamı öncelikle şunu bilmelidir ki; İslam davası Nuh (as)’ın gemisine benzer ki gemiye binen o gün kendisini kurtarmıştı, gemiyi değil! Zira gemiyi yüzdüren Allah’tır, kaptanı ise Nebisi Nuh (as)’dır. İslam davasına hizmet eden kendini kurtarır. Allah her türlü eksikliklerden münezzehtir.  Dava adamı güneş gibi olmalı, mum gibi değil. Mum etrafını aydınlatırken kendini eritir. İslam’da asıl olan öncelikle kişinin kendisini muhafaza etmesi daha sonra etrafına faydalı olabilmesidir.  Güneş hem kendini aydınlatır hem etrafını. Zamanında doğar, işini eksiksiz yapar, saatine dikkat eder. Her yönüyle faydalıdır. Hayat verir, ne çok uzaktır ne de çok yakın. Uzaklaştıkça soğutur can alır, fazla yaklaşınca ısıtır yakar yine can alır. İnsan ilişkilerinde de aşırı samimiyet ve aşırı düşmanlık men edilmiştir. Dava eri bu dengeyi iyi kurmalıdır. Muhataplarına karşı her yönüyle vasat olmalıdır.  

Dava adamı dünün tecrübesiyle günü yaşar ve yarını düşünerek adım atar.

Dava adamının endişeleri vardır. İslami ve insani endişeler taşır.

Dava adamı dinin ayakta durması için gerekirse ter döker, gözyaşı ve kan döker.

Dava adamının diğer adı da fedakârlıktır.  Her zaman bedel ödemeye hazırdır.

Dava adamı az uyur, az güler az konuşur, az yer,  çok iş yapar, çok düşünür.

Dava adamı “Ulul Emre” itaat dışında şahıslara bağlı kalmaz. Davasına küsmez ve geri adım atmaz.

Dava adamı herkesin uyuduğu vakitte uyanık kalır. Zira ümmeti seherlerde uykusunu bozan yiğitler ayakta tutar. Dava adamı malayani şeylerden uzak durur, tartışmalardan kaçınır, cahiller ile karşılaşınca “selam der ve geçer”. İlim hazinesini değersiz şeylerle harcamaz. Zira altın ile yaz ortası saman alınmaz.

Dava adamı şemsiye gibidir, yazın gölge olur kışın yağışa karşı da kalkan.

Dava adamı soğuk savaşlara girmez, fitne içeren konulardan uzak durur. Mezhep takıntısı olmaz dava adamında. Muhataplarına ayna olur.      

Dava adamı bakıldığında Allah’ı hatırlatır. Herkes ve her kesim onda bir şekilde hayat bulur.  Kucaklayıcı ve toparlayıcıdır.

Dava adamı büyük sorunları ümmet ve vahdet potasında eritir. Kişisel sorunları ise kardeşlik duygusuyla yener.

Dava adamı problem olan değil, onu çözen olur, yük değil yük kaldıran olur.

Dava adamı kınayıcıların kınamasına aldırmaz. Hedefine doğru ilerler. Yoldaki işaretlere dikkat edip engellere takılmaz.

Dava adamı programlı olur. Çünkü davanın sıhhati için program şarttır.

Dava adamı okumalı, Allah adına... Allah için...

“Dava adamı mütefekkir olmalıdır. Zira fikir derdi, dert gayreti, gayret ise muvaffakiyeti beraberinde getirir”.

Dava adamının talip olduğu değer çok yücedir. Bu yüzden tabi olacağı imtihanın büyüklüğünü de hesaba katmalıdır. Bu bazen tecrit, bazen hakaret, bazen işkence, bazen muhaceret, bazen zindan, bazen de şehadet olur. 

Bazen de canlardan ve mallardan veya evlatları ile imtihan edilir. Yine ticaretinin kötüye gitmesiyle de imtihan olur. Biraz açlık biraz korku ve akla gelen her türlü olumsuzluk dava adamı için bir imtihandır. İşte dava adamı bütün bunlara karşı sabretmeli ve güçlü olmalıdır. Bilmelidir ki Allah sabredenlerle beraberdir.

Dava adamı kendisini bilerek aç bırakır ki açların halinden anlasın. Kendisini bazen mahrum bırakılmalı ki mahrumların halinden anlasın.

Susuz kalmalı ki susuzların halinden anlasın. Hz. Hüseyin(ra)’ın Kerbela’da şehit edilişi bir yana, orada susuz kalması bir yana.

Dava damı, sorunlar karşısında sorumluluklarını öteleyemez.

Dava adamı güçlüdür. Hem de dağlardan daha güçlü zira dava adamının omuzlarında taşıdığı Kuranı dağlar taşıyamaz. Kuranın ağırlığından ve haşyetinden paramparça olan dağlardan daha kuvvetli olan dava adamı, potansiyelinin farkına varıp, eşrefül mahlûkat olma hakikatinin sırrına varır.

Dava adamının önceliği davasıdır. Dış etkenler davasının önüne geçemez.

Dava adamı Peygamber varisi olduğu şuurunda olmalıdır. Muttakiler bir Ebubekir (ra), mücahitler kendilerini bir Hamza (ra), gençler kendilerini bir Ali(ra), bir Hüseyin (ra), bir Zeyd (ra) gibi görmeli, ilim tahsil edenler ise kendini Ashabı Suffa mektebindeymiş gibi görmelidir.

Dava adamı kendini davaya adamalı. Gençliğini Rabbe ısmarlamalı ve elinden gelen gayreti sarf etmelidir.

Dava adamı davasını temsil etmeli, hal ve hareketlerine dikkat etmeli ve bakıldığında Allah’ı hatırlatmalıdır.  Unutulmamalıdır ki kişi sevilirse davası da sevilir.

Dava adamında, yaptığı işin büyüklüğünü bilmelidir ve bu işte asla duraklamalıdır. Bir işi bitti mi diğerine koşmalı ve asla ümitsizliğe kapılmamalıdır.  

Dava adamı, bu davanın Adem (as)’dan Hz. Muhammed (sav)’e kadar uzanan kutlu bir davanın takipçisi olduğunu unutmamalıdır. 

 Dava adamının en büyük sorumluluğu,  davasının şuurunda olup, Allah ile bağını güçlü tutması, özü sözü bir olması ve ihlas ile amel edip Allah’ın rızasını kazanma adına gayret etmesidir. Ve yine göz açıp kapayıncaya kadar nefsiyle baş başa kalmaması için gayret edip rızayı ilahi dışına çıkmama adına azami gayret etmesidir.

Bu dava, yarını düşünüp karada gemi inşa eden Nuh(as)’ın davasıdır.

Bu dava, bıçağın altına yatan İsmail(as)’ davasıdır.

Bu dava, tüm putlara la deyip parçalayan ve ateşe atılmaktan çekinmeyen İbrahim(as)’ın davasıdır.

Unutulmamalıdır ki; uğrunda olağanüstü bir gayret ve fedakârlık gösterilmeye en layık dava yüce İslam davasıdır.

Ve Allah’ın davası en kutlu davadır.

İlahi kelam ile başladık ilahi kelam ile bitirelim:  “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine itaat et” 

Bismillah ile başlayıp, elhamdülillah ile ömrünü taçlandıran Dava erlerine selam olsun.

 

Ömer AŞKIN/Bingöl Basın

 

 

 

foto
Yazar: Ömer Aşkın
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal