Advert

Selahaddini Bekleme Selahaddin Ol!

     ABD Başkanı Donald Trump ’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasından sonra dünyanın birçok yerinden gelen tepkiler de gecikmedi ve hala tepkiler büyüyerek devam ediyor. Müslümanlar başta olmak üzere, Hıristiyan dünyası ve bir kısım Yahudiler de dâhil olmak üzere kararı tepkiyle karşıladı. Kararın tarihsel bir alt yapısı olsa da fiili manada herhangi bir alt yapısı olmazken, Trump ’ın almış olduğu bu skandal kararın ABD içerisindeki kendi adına açılmış mevcut bir davanın da etkisi olduğu söylentiler arasında yerini alıyor. Biz kendi dünyamızda bu kararı değerlendiriyor ve meseleye Müslümanca yaklaşıyoruz. İsrail ve ABD’nin yıllardır Filistin’e saldırıları, Kudüs’ü işgal girişimi ve Filistin halkına yaptıkları çeşitli zulümler dünya kamuoyunca malumdur. Hz. Ömer’in ve Selahattini Eyyubi’nin fetihlerinden sonra Kudüs, adaletin huzur ve güvenin merkezi olmuştur. Ancak ne hazindir ki Müslümanların Kudüs’ü tam manasıyla sahiplenmemesi, yeterince konu edinememesi, Yahudilerin saldırılarına gereken tepkilerin verilememesi ve yine Yahudilerin Filistin halkına ve topraklarına yönelik sistematik zulmü ve saldırıları neticesinde yıllardan beridir Kudüs Müslümanlara, Müslümanlar da Kudüs’e hasret kalmıştır. Hal böyle iken, büyük şeytan ABD, Müslümanların bölük pörçük oluşuna bakıp ve Müslümanların rehavetinden faydalanıp Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını açıkladı. Bazı devletler ve Müslümanlar nezdinde her ne kadar bu karar yok hükmünde olsa da alınan karar çok tehlikeli ve sinsi bir planın ürünüdür.                                                                                           

 ABD ve İsrail’in Ortadoğu planının altında yatan ana sebep, Filistin’i almak ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapmaktır. Büyük şeytan ve İsrailli Siyonistler bu şeytani planını, İslam dünyasına saldırıp, fitne savaşları çıkararak Müslümanları zayıflatıp birbirleriyle uğraştırmak, gücünü dağıttıktan sonra ana hedefine yani Filistin’e, yani Kudüs’e saldırmak ile gerçekleştirdi.                                                   

 Müslümanlar olarak alınan bu karara en sert tepkiyi vermeli ve elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Her halk alınan bu kararı telin edecek adımları ile kendi yöneticilerini İsrail ile ilişkilerini kesmeye ve yaptırım uygulamaya zorlamalıdırlar. Zira halkı arkasına alan yöneticiler üst perdeden daha büyük tepki gösterebilirler.                                                                                                                                                           

 Ancak ne hazindir ki halkların büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu ülkelerin idarecileri, alınan kararı kınamaktan öteye gidememektedirler. Şurası bir gerçek ki tepki halktan etki yöneticiden gelmelidir.                                                                                                                                                               

 Müslümanların Filistin konusunda daha hassas olması gerekiyor. İslam dünyasının hali malum, Ortadoğu kan ağlıyor. Mezheplerin din haline getirildiği kimi yerlerde Müslümanlar birbirlerini katlediyor ve şeytana hizmet eden dış güçlerin yaktığı fitne ateşinin kurbanı oluyorlar.                                        

 İşte ümmet vahdet çizgisinden uzak, bölük pörçük bir halde iken, Filistin Ümmetin imdadına yetişti. Nasıl mı? Tabi ki yine fedakârlık Filistinli Müslümanlara kaldı. Canlarını, mallarını, evladü iyallerini ama her şeyini bu ümmete feda ettiler. Mescid-i Aksa’yı canları pahasına koruyup ABD ve İsrail’in saldırılarına karşı imanları ile göğüs gerdiler. Bağrından Şeyh Ahmet Yasinleri, Rantisileri, Yahyaları yeşertip bin bir türlü bedeller ödeyip ümmetin şerefini korudular. Yıllardır ne İsrail bu kirli emellerinden vazgeçti, ne de Filistinli Müslümanlar bu kutlu direnişinden…                                                                                                                               

 Peki, Filistin, Kudüs, Mescidi Aksa bizim için niçin bu kadar değerlidir?                                                     

 Ortadoğu ateşinin temel sebeplerinden biri de Filistin’i düşürmek Kudüs’ü varlığı olmayan İsrail devletinin başkenti yapmak değil midir? Değil midir ki İlahi dinlerin gözbebeği, nice medeniyetlerin beşiği,  birçok peygamberin yaşadığı kutsal mekânı yani Kudüs’ü işgal etmek değil midir İsrail ve ABD’nin amacı?

 Hz. Hüseyin(ra) Kerbela’da şehit edilmeden önce kendisine karşı çıkıp Yezidin safında yer alan Müslümanlara şöyle bir konuşma yapmıştı;

“Ey insanlar! Soyumu söyleyin, ben kimim? Sonra kendinize gelin, nefsinizi kınayın. Bakın, beni öldürmeniz, hürmetimi gözetmemeniz size caiz midir? Ben, Peygamberinizin kızının oğlu değil miyim? Ben, Peygamberinizin vasisi ve amcası oğlunun oğlu değil miyim? Ben, herkesten önce Allah’a iman eden ve Peygamber’in Risâlet’ini tasdik eden kimsenin oğlu değil miyim? Seyyid-uş Şüheda olan Hamza, babamın amcası değil midir? Cafer-i Tayyar amcam değil midir? Peygamber’in benim ve kardeşim hakkındaki: “Bu ikisi cennet gençlerinin efendileridir” sözünü duymamış mısınız?... Bu sözler, sizi kanımı dökmekten alıkoymuyor mu?” Diye uzun bir konuşması malumunuzdur.                                                                                                                                                              

  Evet değerli Müslümanlar, dün Hz. Hüseyin(ra) Müslüman olup da Yezidin yanında yer alanlara böyle seslenmişti. Bugün de Kudüs, Müslüman olup da ABD ve İsrail’in yanında yer alan Müslümanlara sesleniyor ve lisanı haliyle diyor ki; Ey Müslümanlar! Ben Müminlerin İlk kıblesi olan ve Efendimiz (sav)’ın İsra mucizesine sahiplik ve şahitlik yapan, efendimiz (as)’ın ziyaret edip namaz kıldığı ve ümmetine ziyaret etmeyi tavsiye ettiği kutsal mekânlardan olan Efendimiz (as)’ın emaneti olan Mescid-i Aksa değil miyim? Yahudilerin tüneller kazarak yıkmaya çalıştığı Mescidi Aksa değil miyim? Nice Peygamberlerin mücadele sahası değil miyim? Hz. Ömer(ra)’ın emaneti, Selahaddin-i Eyyubi’nin emaneti değil miyim? Ahmet Yasin’in, Yahya Ayyaşın, Abdülaziz Rantisi’nin emaneti değil miyim? Ve ben şuan İşgal altındayım, Yahudiler bana saldırıyor, ABD bana saldırıyor, neredesiniz ey Müslümanlar neden canınızla malınızla benim yanımda değilsiniz? Beni sahipsiz bırakmak size caiz midir? ABD ve İsrail’in kararlarına sessiz kalıp onlara destek verip beni yalnız bırakmak size caiz midir? Diye Mescid-i Aksa kan ağlıyor…                                                                                                                                                                          

   Bugün ABD, İsrailliler, Siyonistler veya onların yandaşları her yaştan yandaşlarına veya çocuklarına Filistin’in kendilerinin olması gerektiğini aşılamakta, Arapların, Filistinlilerin kendilerinin düşmanı olarak tanıtmakta ve bu konuda gelecek nesillerine amaç ve hedeflerini aşılamaktadırlar. Yahudiler böyle samimi ve canhıraş çalışırken biz Müslümanlar ne yapmalıyız peki?                                                                           

 Evet, şimdi vaziyeti tahlil etme zamanı. Geçti demeyeceğiz zira henüz nefes alıp veriyoruz ve Mescid-i Aksa hala dimdik ayakta. Bizler de üzerimize düşeni yapmalıyız. Basın açıklamaları, mitingler, çeşitli etkinlikler ve kamuoyu oluşturarak Filistin meselesini dünya gündeminin ilk sırasına yerleştirebiliriz. İslami Vahdetin mihenk taşı olan Filistin konusuna ehemmiyet vermeli, başta ihlas ve takva olmak üzere inancı kuşanıp birlik içerisinde hareket edip Filistin’i Allah’ın izni ile azat edebiliriz. Filistin kurtulursa ümmet kurtulur. Filistin’in esareti ümmetin esaretidir.  Ama Kudüs mahzun, Kudüs Müslümana hasret, Kudüs huzura hasret…                                                

Şair Mehmet Akif İnan’ın bu dizesi sanırım duygularımıza tercüman olur.                                                                                                                 

“Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde 
Götür Müslümana selam diyordu 
Dayanamıyorum bu ayrılığa 
Kucaklasın beni İslâm diyordu”
(Mehmet Akif İnan)

Son Sözümüz mü?                                                                                                                                            

Selahattin’i bekleme Selahattin ol!

Ömer Aşkın

foto
Yazar: Ömer Aşkın
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal