Kimleri örnek alıyor ve kimleri taklit ediyoruz!

KİMLERİ ÖRNEK ALIYOR VE KİMLERİ TAKLİT EDİYORUZ!

İttekullaheweatiu. (Allah’tan korkun ve O’na itaat edin)

Yüce Rabbimiz Maide Süresi 90. Ayetinde şöyle buyurmaktadır;                                                                                 

Ey iman edenler! Sarhoşluk veren nesneler, kumar ve onun cinsinden bütün şans oyunları, put manası taşıyan her türlü taş, yapı ve anıtlarla bunlara kurban sunma ve fal okları, piyango kalemi ve zarlarla şans ve kısmet arama, ancak şeytan işi ve onun sizi sürüklediği murdar birer pisliktir. Bunların her birinden kaçının ki, (dünyada da Âhiret’ te de) kurtuluşa eresiniz.                                                                                                                                   

Peygamber efendimiz (sav)  konuyla ilgili bazı hadislerinde ise şöyle buyurmaktadır.                             

“Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır.” (Ebû Dâvud,Ahmet)                                                                            

 “Bizim dışımızdakilere benzeyen bizden değildir” (Tirmizî)                                                                                      

“Kimde bir kavmin özelliği galipse, o da onlardandır” (İbn Mes’ûd)

  Muhterem Müminler! Bu yazımızın konusu Yılbaşı kutlamalarının dinimizde yeri olmadığına dairdir. Hutbeyi andıran bu yazımızda önemli bir konuyu ele almaya gayret gösterdik. Güncel konu olması ve yazının yılbaşı kutlamalarının arifesine ve Cuma gününe denk gelmesi doğrusu yazımızı hutbeye dönüştürdü ki isabet oldu. Zira bu konu çok önemli. Efendimiz (sav)’in hayatını incelediğimizde, Peygamberimiz(sav), çok mühim olan konuları hutbe vererek açıklar ve ashabına ve sonradan gelecek olan ümmetine konunun ehemmiyeti bildirirdi. Bilindiği gibi Hıristiyan toplumlarından örnek alınıp ve yine ülkemizde de her yıl, bir yılın bitişi ve yeni bir yılın başlangıç gecesinde çeşitli kutlamalar yapılmaktadır. Yılbaşı kutlamaları ve Noel bayramının dinimizce haram olduğu malumunuzdur. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi edinmeniz veya hatırlamanız için ilgili kaynaklara inebilirsiniz. Yazımızın amacı teşhisi konulan hastalığı tedavi etme amaçlıdır. Müslümanlarda salgın bir hastalık halini almış olan başkalarına özenti ve gayrı Müslimlere yönelik kişisel rol model olayı değerlerimizi yok etmektedir. İnancı zayıf, ameli zayıf, teslimiyeti tam olmayan Müslümanlarda bu durum daha fazla gözlenmektedir. Sürekli olarak kendi dini değerleriyle çatışan bir hayat neticesinde dışa yönelme refleksi güden müslümanlar, zamanla dininden tamamen soyutlanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklardır. Hz. Ömer de; “İnandığını yaşamazsan yaşadığına inanırsın” sözüyle bu gerçekliği dile getirmiştir. Zira yaşanılmayan bir inanç, duygudan ibaret olur. Müslümanların Yahudi ve Hıristiyanlara benzeme konusunda bu duruma düşme sebebi öncelikle inancı yaşamamak ve mensubu olduğu dinin değerlerini ve kurallarını bilmediğindendir. Hakiki imanı kavramış bir Müslüman batıl dinlere ya da hükmü olmayan dinlere tevessül etmez, etkilenmez, aksine hakikat sahibi bir Müslüman yaşantısıyla etkileyen olur. Dini değer yargılarını, ahkâmını ve yaşantısını nefis terazisinde tartan bir Müslüman asla hidayet yolunda yürüyemez. Ölçen nefis, ölçülen ise din olduğunda hidayet yolunda yürünemez. Hidayet yolunu bulmanın anahtarı, ölçenin din, ölçülenin ise hayat olması gerekiyor. Yılbaşı ve benzeri kutlamalarda yukarıda zikrettiğimiz ayeti kerimede geçen bütün haramlar aleni bir şekilde işlenmektedir.  İçki, kumar ve çeşitli şans oyunlarının toplumu sürüklediği delalet bataklığı apaçık ortada iken,   hala bu büyük günahları isteyerek ve bilerek aleni bir şekilde işlemek hangi vicdan ve akla sığar?                                            

  Soruyoruz; efendimiz (as) aşure orucunda olduğu gibi ibadette bile Yahudilere muhalefet etmiş iken, nasıl olur da bugün ümmeti Muhammed, Yahudi ve Hıristiyanlara benzemeye çalışır ve çeşitli etkinliklerle onlara benzer? Müslüman kardeşinin üzüntüsü ile üzülmeyip, sevinci ile sevinmeyen, aksine gayri Müslümlerin sevinci ve üzüntüsüne ortak olan bir Müslümanın kendini sorgulaması gerekmez mi acaba? Kendi değerlerine sahip çıkmayanlar, başkalarının değerlerinin kölesi olmaya mahkûm olurlar. Eğlenseler bile bir elem içerisindedirler. Başkasının yerine kahkaha atılmaz. Müslümanlar kendi değer yargılarına sahip çıkmadıkları sürece hep zillet içerisinde kalırlar. Kendi inancını yaşamayanlar, başkalarının inancını taklit eder ve yaşar. Taklidi iman zamanla hakikati kalpten iter. Tıpkı gece ve gündüzün bir arada olamayacağı gibi, hak ve batıl da bir kalpte barınmaz, biri diğerini iteler. Taklit çok tehlikeli bir yoldur. Allah’a iman da bile taklidi iman değil, tahkiki iman şarttır. İmanda taklidi bir inanç ve inançsız salt ameli bir benzerlik büyük tehlikedir, delalettir, nedamettir.

 Yılbaşı kutlamaları sadece işin manevi boyutuyla değil, maddi boyutuyla da büyük bir yıkımdır zarardır. Kapitalist planların dorukta işlediği programlardan biri de şüphesiz ki yılbaşı kutlamalarıdır. Çeşitli süslemeler, hindiler, çerezler, eğlence programları, TV programları ve içerisindeki reklamlar vs. Yılbaşı kutlamaları maddi ve manevi olarak her yönüyle bir yıkımdır, tahribattır. Bu vesile ile yılbaşı gecesinde, başta kendimize, çocuklarımıza ve çevremize sahip çıkıp her ne olursa olsun şu veya bu şekilde bu etkinliklere katılmamalı, destek olmamalı, ortam hazırlamamalı, seyretmemeli ve şiddetle uzak durmalıyız.  Zira göz, gönül, kalp ve tüm azalarımız mesuldür. Unutmayalım ki Allah bizi her halimizde görüp işitendir. O kalplerdeki gizliyi bilendir. Rabbim bizleri dinine sahip çıkıp, dinini yaşayan ihlaslı muttaki kullarından eylesin.                                                                        

 “İnned dine indallahil İslam”(Muhakkak ki Allah katında kabul olunan din İslam’dır)     (Al-i İmran9.Ayet)

Selam ve Dua ile…

Ömer Aşkın/Bingöl Basın

 

 

 

 

 

 

foto
Yazar: Ömer Aşkın
noele hayır!
10 ay önce

Allah razı olsun ömer hocam

YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal